Süper Ebeveyn Misiniz?


Yeterince iyi bir ebeveyn olmadığınızı hissettiğinizde yapmanız gereken en önemli şey, “yeterince iyi” ebeveynliğin nasıl olduğunu düşünmektir. Sonrasında ise, beklentilerinizi bir iki tık azaltın. Tatil için bavul hazırlarken bir kural vardır: almak istediğinizi düşündüğünüz her şeyi bavula koyun, sonrasında da koyduklarınızın yarısını çıkarın. Kalanlar yolculuk için “yeterli” olacaktır. Çocuğunuz için doğru yapmak istediğiniz şeyleri düşünün: doğru beslenme düzeni, doğru miktarda hareket, doğru miktarda şefkat, doğru bakıcı, doğru anaokulu, okul bölgeleri, spor takımları, müzik dersleri...

10 Ağustos 2018

Ailenize yeni bir bebek veya çocuk girdiğinde, her şeyi doğru yapmak için kendiliğinden oluşan bir baskı hissedebilirsiniz. Arkadaşlarınızın sosyal medyada kendi büyüyen ailelerini fazlaca paylaşmaları veya tamamen kendi yarattığınız bir fantezi sebebiyle,  yeni aile üyenizin alışma süreci, bakımı ve beslenmesiyle ilgili yüksek beklentileriniz olabilir.

Aileye yeni gelen üyenin doğru bakımını ve beslenmesini sağlamak temel ve basit bir gereklilik olsa da, “Süper Ebeveyn” tuzağına düşmüş olabileceğinizin ve kendinizden beklentinizi yeniden ayarlamanız gerekebileceğinin 5 işareti var:

1. Bir-iki saatliğine çocuğunuzdan uzak zaman geçirmeniz gerektiği için suçlu hissetmek;

2. Bebeğiniz ağladığında, kendinizi suçlamak ve iyi ebeveynlik yapamadığınıza inanmak;

3. Bebeğinizin bakımıyla ilgili vereceğiniz herhangi bir kararın (emzirme, birlikte uyuma, kumaş bezler mi yoksa tek kullanımlık bezler mi, gibi) bebeğinizin gelişiminde olumsuz ve kalıcı sonuçlara sebep olacağından korkmak;

4. Kendiniz için belirlediğiniz gerçekçi olmayan beklentilere yetişmeye çalışmaktan bunalmış hissetmek;

5. Aile, sosyal ve iş hayatınızı her ne kadar dengelemeye çalışsanız da, asla tam olarak yapamayacağınıza inanmak.

Çin’in “ay geçirmek” geleneği çerçevesinde, bir anne doğum yaptığında, annesi ve kayınvalidesi hemen gelip yeni anneye yardım ederler. Bu süreçte; annenin tüm yaptıkları, beslenme düzeni ve duygusal durumu annenin ve çocuğun sağlıklı bir başlangıç yapmasına yardım etmek amacıyla düzene sokulur. Dünya üzerinde biraz dolaşıldığında, Japonya’da benzer bir âdet görülür. “Satogaeri doğum” dedikleri bu uygulamada, anne çocuğuyla birlikte kendi ebeveynlerinin evine döner. Orada, yeni annenin ihtiyaçlarını kendi annesi karşılar ve bebek bakımı konusundaki becerilerini kızına öğretir. Batı ülkelerinde, doğum sürecini kapsayan dönem “lohusa” dönemi olarak adlandırılmıştır. Lohusa döneminde, annenin yatak istirahati dışında bir şey yapmasına pek izin verilmez ve anne yeni doğmuş bebeğiyle dış dünyadan izole halde yaşar.

Ne yazık ki, günümüz dünya düzeninde çocuk bekleyen çiftler sıklıkla ailelerinden uzak yerlerde yaşamaktalar. Yeni ebeveynlerin çocuk bakımını daha yaşlı ve deneyimli bir neslin desteği ve cesaretlendirmesi olmaksızın çözmeye çalışması, geçiş sürecini kendinden şüphe etme, korku ve kaygılarla dolu bir zamana çevirebilir. Bu endişeler ebeveynlerin çocuklarının bakımını yapmakta kendilerini yetersiz hissetmelerine yol açabilir, çünkü hiçbir başarılı ebeveynin kendi yeteneklerinden şüphe duymayacağı inancını sürdürürken hem ev içindeki hem de dış dünyadaki yaşamlarını dengelemeye çalışırlar.

Çoğumuz bir çocuğun doğumuyla hayatımızın ne çok değişiklik geçireceğinin farkında olmaktan uzağız. Eğer bir hafta sonu bir bebeğe bakıcılık yaptıysanız ya da küçük kardeşlerinizin bakımını üstlendiyseniz, işin içindeki zorlukları görmek sizin için daha kolay olabilir. Ama hiçbiri ebeveyn rolünün içine düşmek ve  bu yeni hayatın tamamen sizin sorumluluğunuzda olduğunu fark etmek gibi değildir.

Bunaltıcı olsa da, ebeveynlerin yeni doğmuş çocuklarına hazırlanmayı öğretmeye, beslenmelerini düzenleyerek çocuklarını obeziteden korumaya ya da çocuklarına bir günde tuvalet eğitimi vermeye çalıştığı bir dünyada yaşıyoruz. Başarısız olmak için elverişli koşullar giderek artıyormuş gibi görünüyor.

Yeterince iyi bir ebeveyn olmadığınızı hissettiğinizde yapmanız gereken en önemli şey, “yeterince iyi” ebeveynliğin nasıl olduğunu düşünmektir. Sonrasında ise, beklentilerinizi bir iki tık azaltın. Tatil için bavul hazırlarken bir kural vardır: almak istediğinizi düşündüğünüz her şeyi bavula koyun, sonrasında da koyduklarınızın yarısını çıkarın. Kalanlar yolculuk için “yeterli” olacaktır.

Çocuğunuz için doğru yapmak istediğiniz şeyleri düşünün: doğru beslenme düzeni, doğru miktarda hareket, doğru miktarda şefkat, doğru bakıcı, doğru anaokulu, okul bölgeleri, spor takımları, müzik dersleri, okul sonrası etkinlikleri, servis imkânları, özel dersler, sınava hazırlık kursları, üniversite, tıp okulu, borsa imkanları, yatırım stratejileri gibi...

Son birkaç madde çok abartılı ama yine de bazı yeni ebeveynlerin düşündüğü şeyler olabilir.Çocukları için sorumlu oldukları şeyleri büyütürler ve kendilerini yapmaları gerektiğini düşündükleri veya bir gün yapmak zorunda olabilecekleri şeylere kaptırırlar. Ancak, o gün için yapmaları gereken tek şeyin bebeklerinin bakımını yapmak, onları giydirmek ve beslemek olduğunu unuturlar.

Süper Ebeveyn Sendromu katkı ve ürün kalitesi yerine, verim ve randıman odaklı bir toplumda işlemektedir. Yeni anneler yeni rollerinin onaylanmasına çaresizce ihtiyaç duyarken sosyal medya sitelerinde hızlı ve geçici ama “tam fotoğraflık” anlarını yakalayıp anıtlaştıran anneleri görürler. Biz hep ilk gülüşlerin, ilk kahkahaların ve ilk adımların videolarını görürüz. Kimse 2 aylık bebeğinin 3 saat süren ağlama nöbetinin videosunu paylaşmaz!

Aynı zamanda herkesin ortalama üstü olabileceğini düşünme tuzağına da düşüyoruz. Bu durum, yeni ebeveynleri gelişimsel aşamaları takip ederken etkiliyor. Ne yazık ki, herhangi bir konuda %5’lik dilimde olan bazı çocuklar vardır.Yeni bir ebeveyn çocuğunun tamamen normal gelişim hızı yüzünden kendini suçladığında, hemen “başarısız bir insanım, çünkü çocuğum sıradan” diye düşünmeye başlayabilir. Yeni ebeveynler, çocuklarının kendileri için kesinlikle olağanüstü olduğunu ama evin dışarısında “sıradan” dışında hiçbir şey olmak zorunda olmadığını anlamalılar.

Bu dertten kurtulmanızı sağlayacak 4 kolay adım:

1. Yeni bir bebeğin eve getirdiği çılgınlığın “normal” bir çılgınlık olduğunu kabul edin. Bebeğin oldukça bunaltıcı taleplerini karşılayamayacakmış gibi hissetmenizin yarattığı korkunun tamamen normal olduğunun farkında olun. Yeni doğan bir bebeğin bakımını yapmanın stresi, çoğu çift için daha önce karşılaşılmamış bir strestir ve başlarda boğuluyormuş gibi hissetmeniz normaldir.

2. Bir numaralı önceliğinizin “ya öyle olursa” ya da “sonrasında ne olacak” gibi sorular değil, şimdi-ve-burada olduğunu unutmayın. Ebeveynler ilgili olduğunda, temel ihtiyaçları karşıladığında ve çocuğuyla duygusal olarak bağ kurduğunda bebek de mutlu olur.

3. Kendinize “seçimlerin” sadece “seçim” olduğunu, “emir” olmadığını hatırlatın. Çalışmak veya çalışmamak, bebeği destekleyen aktiviteler veya bebek arabasıyla öğleden sonra yürüyüşleri, emzirmek veya biberonla beslemek. Bunların hepsi oldukça kişisel kararlardır. Ebeveynleri, aldıkları kararların aileleri için doğru kararlar olduğuna inanmaya teşvik etmek faydalıdır. Her ebeveynlik bulmacasının çözümü o aileye özgüdür.

4. Son olarak, hiçbir çocuğun mükemmel olmayan ebeveynlik anıları tatmadan çocukluğunu geçirebileceğini düşünmeyin. Herkes yapmamış olmayı dileyeceği bir seçim yapacaktır. Bu, diğerlerinden daha iyi olmayan ama iyi reklamı yapılmış bir bebek ürününe çok para harcamak da olabilir, doğum iznini bir hafta daha uzatmamak da olabilir. Ebeveynlik, doğru yapılan ya da hedefi biraz şaşırmakla sonuçlanan bir sürü fırsatla doludur. Ve her ebeveyn arada sırada hedefi biraz şaşıracaktır. Bu tamamen normaldir.

Bazı şeyler o kadar da “BÜYÜK” şeyler değil: Aşalım bunları!

Önemli olan komşularınızı, iş arkadaşlarınızı veya Facebook arkadaşlarınızı etkilemek değildir; önemli olan yapabildiğiniz kadar sık ve iyi şekilde çocuğunuzun yanında olmanız ve onunla kalıcı bir bağ kurmanız, aynı zamanda her ne kadar çocuğunuz için mükemmel ebeveyn olsanız bile, hiçbir ebeveynin mükemmel olmadığını kabul etmenizdir.

Kaynakça:

Holroyd, E., Lopez, V., & Chan, S. W. (2011). Negotiating “doing the month”: An ethnographic study examining the postnatal practices of two generations of Chinese women. Nursing and Health Sciences, 13, 47-52.

Leung, S. S. K., Arthur, D., & Martinson, I. M. (2005). Perceived stress and support of the Chinese postpartum ritual “doing the month.” Health Care for Women International, 26, 212-224.

Kobayashi, Y. (2010). Assistance received from parturients’ own mothers during ‘satogaeri’ (their perinatal visit and stay with their parents) and development of the mother-infant relationship and maternal identity. Journal of Japan Academy of Midwifery, 1, 28-39.

 

Yazar: Suzanne Degges-White, Ph.D.

Çeviren: Sena Yılmazkarasu

Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.


Yorum Yap